AİLEVİ ŞİDDET VE KASTEN YARALAMADA SAVCILIĞA ŞİKÂYET SÜRECİ (2026 GÜNCEL REHBER)
Bir tartışmanın ardından darp edildiğinizi düşünün. Olay evinizde yaşandı ve size “Şikâyet etsen de bir şey çıkmaz.” denildi. Pek çok kişi bu sözlere inanarak sessiz kalıyor. Oysa aile içinde meydana gelen kasten yaralama olaylarında ceza hukuku bakımından farklı kurallar uygulanabilir ve mağdurun korunması için ceza soruşturmasının yanında acil koruma tedbirleri de devreye girebilir.
Özellikle Kayseri’nin Melikgazi, Kocasinan, Develi, Yahyalı ve diğer ilçelerinde aile içi şiddet nedeniyle hem Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılan başvurular hem de 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma talepleri uygulamada sıkça görülmektedir. Bu süreçlerin nasıl işlediğini bilmek, hak kaybı yaşanmaması açısından önem taşır.
AİLE İÇİ ŞİDDETTE KASTEN YARALAMA DİĞER YARALAMA SUÇLARINDAN FARKLI MIDIR?
Evet.
Türk Ceza Kanunu’nda kasten yaralama suçunun bazı halleri nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Bunlardan biri de suçun eşe, boşanılan eşe veya kanunda belirtilen yakın aile bireylerine karşı işlenmesidir.
Bu nedenle aile bireyleri arasında meydana gelen yaralama olayları, çoğu zaman sıradan bir kasten yaralama dosyası gibi değerlendirilmez. Olayın mağdur ve fail arasındaki ilişki, uygulanacak ceza bakımından önem taşır.
Ancak her olayın kendi özellikleri ayrı ayrı değerlendirilir. Yaralanmanın ağırlığı, kullanılan araç, olayın oluş şekli ve tarafların hukuki durumu soruşturma kapsamında incelenir.
SAVCILIĞA ŞİKÂYET NASIL YAPILIR?
Mağdur, bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığına giderek veya kolluk birimlerine başvurarak şikâyetçi olabilir.
Başvuru sırasında mümkün olduğunca ayrıntılı bilgi verilmesi önemlidir.
Örneğin;
- Olayın tarihi,
- Olayın nerede gerçekleştiği,
- Kimlerin bulunduğu,
- Yaralanmanın nasıl meydana geldiği,
- Varsa tanıkların kim olduğu
açık şekilde anlatılmalıdır.
Başvuru sonrasında Cumhuriyet savcısı gerekli gördüğü delilleri toplar ve soruşturmayı yürütür.
AİLE İÇİ ŞİDDETTE ŞİKÂYET GERİ ALINIRSA DOSYA KAPANIR MI?
Bu, olayın niteliğine göre değişebilir.
Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri budur.
Aile içi şiddet kapsamında gerçekleşen birçok kasten yaralama olayı şikâyete bağlı suç değildir. Başka bir ifadeyle soruşturma başladıktan sonra mağdur şikâyetinden vazgeçse bile Cumhuriyet savcılığı soruşturmaya ve gerekli görülürse kamu davasına devam edebilir.
Bu nedenle “Şikâyetimi geri çekersem dosya kapanır.” düşüncesi her zaman doğru değildir.
HANGİ DURUMLARDA SAVCILIK KENDİLİĞİNDEN SORUŞTURMA YAPAR?
Kanunun re’sen takip öngördüğü suçlarda Cumhuriyet savcılığı mağdurun şikâyetine bağlı olmaksızın soruşturma yürütür.
Özellikle aile içi şiddet kapsamında gerçekleşen nitelikli kasten yaralama suçlarında çoğu zaman süreç bu şekilde işler.
Bu nedenle mağdurun sonradan şikâyetinden vazgeçmesi her zaman ceza soruşturmasını sona erdirmez.
6284 SAYILI KANUN KAPSAMINDAKİ KORUMA KARARLARI CEZA DAVASINDAN AYRI MIDIR?
Evet.
Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri de budur.
6284 sayılı Kanun kapsamında verilen koruma tedbirleri ile ceza soruşturması birbirinden bağımsız süreçlerdir.
Bir kişi hakkında;
- Evden uzaklaştırma,
- İletişim kurmama,
- Yaklaşmama,
- Kimlik ve adres bilgilerinin gizlenmesi,
- Gerekli görülen diğer koruma tedbirleri
uygulanabilir.
Bu tedbirlerin verilmiş olması, ceza soruşturmasının açılmasına engel olmadığı gibi ceza soruşturmasının bulunmaması da koruma tedbirine tek başına engel değildir.
Çoğu olayda iki süreç birlikte yürütülmektedir.
DARP RAPORU ALMAK ZORUNLU MUDUR?
Her olayda zorunlu olmamakla birlikte en önemli delillerden biridir.
Özellikle olaydan kısa süre sonra alınan sağlık raporları soruşturma bakımından büyük önem taşır.
Ancak yalnızca darp raporu delil değildir.
HANGİ DELİLLER TOPLANMALIDIR?
Ceza soruşturmasının sağlıklı yürütülebilmesi için mümkün olan bütün hukuka uygun deliller korunmalıdır.
Örneğin;
- Darp raporu,
- Olay yeri görüntüleri,
- Kamera kayıtları,
- WhatsApp yazışmaları,
- SMS kayıtları,
- Ses kayıtları (hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması şartıyla),
- Tanık anlatımları,
- Fotoğraflar,
- Acil çağrı kayıtları
dosya açısından önemli olabilir.
Delillerin silinmemesi ve mümkün olduğunca erken muhafaza edilmesi önem taşır.
MAĞDURUN KİMLİĞİ VE ADRESİ GİZLENEBİLİR Mİ?
Bazı olaylarda evet.
Özellikle mağdurun güvenliği bakımından risk bulunuyorsa ilgili mevzuat kapsamında kimlik ve adres bilgilerinin korunmasına yönelik tedbirler uygulanabilir.
Ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamında mağdurun güvenliğini sağlamaya yönelik farklı koruma kararları da verilebilir.
Bu nedenle tehdit altında bulunan kişilerin durumu başvuru sırasında açıkça bildirmesi önemlidir.
SORUŞTURMADAN SONRA SÜREÇ NASIL DEVAM EDER?
Savcılık delilleri topladıktan sonra dosyayı değerlendirir.
Yeterli şüphe bulunduğu kanaatine varılırsa kamu davası açılır ve dosya ceza mahkemesine gönderilir.
Yeterli delil bulunmaması hâlinde ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir.
Her iki durumda da dosyanın özelliklerine göre farklı hukuki yollar gündeme gelebilir.
KAYSERİ’DE UYGULAMADA EN ÇOK KARŞILAŞILAN DURUM NEDİR?
Kayseri’de özellikle aynı konutta yaşamaya devam eden eşler veya aile bireyleri arasında meydana gelen olaylarda mağdurların önemli bir kısmı, ekonomik veya sosyal nedenlerle şikâyet etmekte tereddüt yaşayabilmektedir.
Örneğin Melikgazi veya Kocasinan’da yaşanan aile içi şiddet olaylarında mağdur, olaydan sonra yeniden aynı evde yaşamaya devam ettiği için delillerin kaybolmasına veya tanıkların etkilenmesine ilişkin endişeler yaşayabilmektedir.
Bu nedenle darp raporunun gecikmeden alınması, mesajların silinmemesi ve varsa kamera kayıtlarının korunması ileride doğabilecek hak kayıplarını önleyebilir.
UYGULAMADA EN SIK KARŞILAŞILAN YANILGILAR
Aile içi şiddet dosyalarında hak kaybı çoğu zaman olayın kendisinden değil, süreçle
ilgili yaygın yanılgılardan doğar. En sık karşılaşılan yanılgılar şunlardır:
‘Şikâyet etsem de bir şey çıkmaz’ inancı. Mağdurlar çoğu zaman bu sözlerle sessiz
kalmaya yönlendirilir. Oysa aile içi şiddet hem ceza soruşturması hem de 6284 sayılı
Kanun kapsamında koruma tedbirleri yoluyla ciddiye alınan bir konudur. Başvuru, sürecin
önünü açan ilk adımdır.
‘Şikâyetimi geri çekersem dosya kapanır’ düşüncesi. Aile içi nitelikli kasten yaralama
çoğu zaman re’sen takip edilen bir suçtur. Mağdur sonradan vazgeçse bile savcılık
soruşturmaya ve gerekirse kamu davasına devam edebilir. Bu, mağdurun aleyhine değil,
korunması yönünde işleyen bir kuraldır.
Darp raporunu geciktirmek. Olaydan kısa süre sonra alınan sağlık raporu en önemli
delillerden biridir. Geç alınması ispatı zorlaştırabilir; bu nedenle mümkün olan en
kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir.
Koruma kararını ceza davasıyla aynı şey sanmak. 6284 kapsamındaki uzaklaştırma veya
yaklaşmama kararı ile ceza soruşturması ayrı süreçlerdir. Birinin varlığı diğerini
gereksiz kılmaz; çoğu olayda ikisinin birlikte yürütülmesi gerekir.
Delillerin zamanla kaybolmasına karşı önlem almamak. Aynı konutta yaşamaya devam edildiği
durumlarda mesajlar, kayıtlar veya kamera görüntüleri kaybolabilir. Mevcut delillerin
erkenden ve güvenli şekilde muhafaza edilmesi ileride büyük önem taşıyabilir.
SIK SORULAN SORULAR
Aile içi şiddette şikâyetimi geri çekersem dava kesin kapanır mı?
Hayır. Suçun niteliğine göre Cumhuriyet savcılığı soruşturmaya ve kamu davasına devam edebilir.
Darp raporu almadan da şikâyetçi olabilir miyim?
Evet. Ancak sağlık raporu önemli delillerden biridir. Rapor bulunmasa bile tanık, mesaj ve diğer hukuka uygun deliller değerlendirilebilir.
6284 koruma kararı çıkarsa ceza davası açılmaz mı?
Hayır. Koruma tedbirleri ile ceza soruşturması birbirinden bağımsızdır ve çoğu zaman birlikte yürütülür.
Şiddeti gören çocukların tanıklığı kullanılabilir mi?
Olayın özelliklerine göre çocukların beyanları usul kurallarına uygun şekilde alınabilir ve diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.
Şikâyet ettikten sonra adres bilgilerimin gizlenmesini isteyebilir miyim?
Şartları oluştuğu takdirde mağdurun güvenliğini sağlamaya yönelik gizlilik ve koruma tedbirleri uygulanabilir.
SONUÇ
Aile içi şiddet nedeniyle meydana gelen kasten yaralama olaylarında yalnızca ceza soruşturmasına odaklanmak yeterli değildir. Mağdurun güvenliğinin sağlanması, delillerin zamanında korunması ve gerekiyorsa 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirlerinin birlikte değerlendirilmesi sürecin en önemli parçalarıdır. Hak kaybı yaşamamak ve olayın özelliklerine uygun hukuki yolun belirlenebilmesi için başvuruların gecikmeden yapılması büyük önem taşır.
⸻
Bu içerik Av. Cemal YILDIRIM ve Av. Mücahid İsa Dağlı (YD Hukuk ve Danışmanlık – Kayseri) tarafından bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her olayın kendine özgü koşulları vardır; kesin değerlendirme için bir avukata danışınız.
YASAL UYARI
Bu yazı genel bilgilendirme niteliğindedir, hukuki tavsiye değildir.